Ziyaretçiler

Bu Site Google Analytics Tarafından İzlenmektedir

http://mgulesci.wix.com/metingulesci

Türkiye Tütün Ekim Bölgeleri (1944 yılı)

 1944 yılında Türkiye’de tütün yetiştiren yerlerinin ayrıldığı 4 büyük çevre yerli tütün çeşitlerinin özellikleri, harman ihtiyaçları, milletler arası piyasanın ihtiyaçları, iklim ve toprak hususiyetleri, mülkî ve idarî teşkilât imkân nispetinde göz önünde tutularak, 20 tütün ekim bölgesine ayrılmıştır. 1944 Yılında yurdumuzda ekilmekte olan tütün çeşitlerini, vasıf bakımından, ikiye bölmek mümkündür:

A — Yüksek vasıflı, asil çeşitler,

B — Orta vasıflı çeşitler.

Bunlardan birinci bölüme girenleri, büyüyüp yetişmelerinde normal bir gelişme seyri gösterdikleri ve yetiştirildikleri bölgelerin iklim ve toprak şartlarına çok iyi uyum sağladıkları kabul edilir.

Karadeniz çevresi:

Artvin'den Sinop'a kadar uzayan bu sahil gerek arazinin jeolojik yapısı, gerekse ikliminin yumuşaklığı ve yağ­murun fazlalığı ile yalnız Türkiye'de değil, bütün dünyada en nefis tütünlerin yetişmesine elverişlidir.

 Bu çevrenin ekim bölgelerinde yeti­şen yerli çeşitlerde en çok göze çarpan özellik, hepsinin zenepli grubuna bağlı olmasıdır.

Yetiştikleri mevki ve hastalıkların etkisi, toprağın  kuvveti ve yağmur miktarına bağlı olarak dış özelliklerinde sıkı bir benzerlik ve çeşit isimlerine bakmaksızın, aralarında çarpıcı bir yakınlık bulunmaktadır. Bütün bu özellikler Karadeniz tütün sortlarının aynı asıldan geldiklerini ve yetiştirildikleri iklim ve toprak şartlarına tamamıyla uygun bir olgunlaşma seyri takip ederek meydana çıktıklarını gösterir.

Bilindiği gibi genel olarak hatta bazen Bafra'larda dahil Samsun tütünü adı altında ihraç edilen tütünler Dere, Evkaf, Canik, Sıtma suyu, Karagül, Eminlik, Çarşamba ve saire gibi bölüm­lere ayrılır. Her birinin alım tutarı, tip ve vasıfları ayrıdır. Burada Dere, Sıtma suyu gibi açık vasıflılar hariç, diğerlerinin ayrı ayrı birer tip olması imkânı ne dereceye kadar doğrudur? Maden oymağının başlangıç ve sonunu nasıl tespit etmeli? Menşei Maden'den gelen bu muhtelif oymak tipleri dar ve bir birine bitişik bir sahada tohum ve fide mübadelesi ve yabancı döllenmenin karıştırıcı tesirleri arasında nasıl meydana gelmiştir? Bu soruları bilim bakımından cevaplandırmak biraz güçtür: Sadece bu oymak tiplerinin yetiştikleri toprak karakterlerine bağlı olarak az farklı ayrı birer forma ve kalitesi bulunduğu muhakkaktır. Şu halde oymakları birer tip bölgesi değil, birer kalite bölgesi olarak benimsemek ve her oymak için populasyon içinde hâkim sınıfları ve en üstün vasıflıları ayırmak ve bunları üretmek lâzımdır.

 Ege çevresi:

Bu çevre Balıkesir ilinin güneyinden başlayarak Antalya ilinin sınırına kadar dayanan geniş bölgede yetişen tütünler tamamıyla zenepsiz grubundandır.

Ege tütünlerinin her ne kadar eski­den Ayasuluk, Suluk, Seferihisar, Karakokulu ve Ödemiş adları altında beş tip olarak sınıflanmalarına, dış vasıflar itibariyle aralarında belirgin farklar göstermelerine ve uzun zaman yetiştikleri iklim ve toprak şartları altında genetik özellikler kazanmalarına rağmen ticarette hepsi (Ege tütünü) ismiyle tanınır ve benzerlik gösterirler.

Ege tütünleri kurak bir iklim karak­terinin hayat bulan örneğini teşkil eder. Ku­rak tiptedirler. Kıt'aları küçük, dokuları Karadeniz tütünlerine göre da­ha kalınca ve kokuludur.

Yüksek vasıflı, asil tütün çeşitlerin yetiştirildiği Karadeniz ve Ege Bölgeleri Yurdumuzun genel tütün üretiminin % 70 ini sağlamaktadır.

Marmara çevresi:

Bu mıntıkanın tek özelliği Karadeniz ve Ege çev­releri arasında bir geçit teşkil etmesidir. Bunun için Trakya, Hendek, Düzce ve Bursa sortları dışında bu mıntıkada yetişen yerli sortların şekillenme ve yayımında bir isabet aramak zordur. Trakya sortunu hesaba katmayacak olursak, menşei bellisiz olanlarla birlikte Marmara çevresi Karadeniz ve Ege sotlarının birbirleriyle karıştığı bir yerdir. Bu çevrede yetiştirilen açık karakterli ve ticaret kıymeti haiz şortların aynı kaynaktan gelen saf soylarla değiştirilmesi ve kıymetsiz olan­ların yerine de daha değerli çeşitlerin kökleştirilmesi doğru olur.

Güney-Doğu çevresi:

Bu bölge tütünlerinin Türk tütünleri genel vasıflarından büsbütün ayrı bulunması, bunların menşei hakkında bazı faraziyelere yol açmış ise de bundan 50 yıl kadar önce (1890’lı yıllar) tütünün Anadolu'nun pek çok yerlerinde ve bu  arada Güney­doğu illerimizin hemen hemen hepsinde tütün yetiştirildiği ve bu çevre tü­tünlerinin Anadolu'ya sokulan ilk sortun henüz kaybolmamış basit şekilleri olarak kabul etmek doğru olur.

 

Tütüncülükte tip tabiri varyete, sort kelimelerinin eş anlamlısı ve sadece yaprak formasına verilen bir isimdir. Her sort ticarette yaprak formasıyla vasıflandırılır ve kendisini belli eder. Hâlbuki bir populasyonu ortalama bir tip değeri üzerinde anlatmak imkânsız dır. Şu halde tütüncülükte tip değeri bir parça da görünüştür. Ve bir populasyon içinde en çok hâkim olan sınıfa verilen bir addır. Bu hâkim sınıfın vasıflarını tütün eksperleri, tütün tüccarları ve tütün işlemecileri anlayabilir.

*Tütün Enstitüsü Raporları Sayı:1 Aralık 1944  

www.mgulesci.wix.com/metingulesci
Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !