Ziyaretçiler

Bu Site Google Analytics Tarafından İzlenmektedir

Osmanlı’da Tütün


Tütün, iklim bakımından sıcak bölgeleri seven bir kültür bitkisi olduğu için, bu iklim koşullarına uygun olan Antil Adaları ana vatanı olarak kabul edilmektedir. Tarihte rastlanılan ilk kayıtlara göre; Yukutan adasında yaşayan Mayalar kutsal ateşlerinde diğer kokulu bitkilerle birlikte tütünü de yakıyorlardı. Bu dumanı solunum yolu ile alan insanlar bu bitkinin keyif verici etkisini anlamışlardı. Mayalara ait bölgedeki rahipler şifa kudretinin mevcut olduğunu zannedip, bu keyif verici dumanın kullanımını genişletmişlerdir. Mayalar vasıtasıyla da Missisipi vadisine götürülmüştür. Yeni Dünya’da asırlardan beri içilen tütünden, 1492’ de Kristof Kolomb’un Hindistan zannı ile Amerika’yı keşfetmesine kadar eski dünyanın haberi yoktu.
Kristof Kolomb ve yanındaki gemiciler Avrupa’ya dönüşlerinde tütün yapraklarından İspanya, Portekiz ve Fransa’ya getirmişlerdir. Böylece tütün önce bir ibadet, daha sonra bir şifa ve sonunda da keyif verici bitki olarak dünyaya yayılmıştır.

1600’ lü yılların başlarında Trakya ve Ege toprakları ve bu topraklarda yaşayan insanlar ilk kez tütünle tanıştılar. Ege bölgesindeki ilk tütün üretiminin bugünkü Selçuk İlçesinde, eski adıyla Ayasuluk’ ta yapıldığı bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğuna ait toprakların yapısı ve iklim özellikleri bu bitkinin yetişmesine o kadar elverişli olmuş ki, bazı kaynaklar tütün içmenin doğudan batıya yayıldığını ifade etmektedirler. Tütün Ülkemize Amerikanın keşfinden 110 yıl, Avrupa’da tanınmasından 85 yıl sonra 1601 – 1603 yılları arasında girmiştir. Ülkede tanınmasından sonra 1633 yılına kadar ithalatından belirli bir vergi alınırken 1646 yılına kadar 13 yıllık bir yasak dönemi yaşanmıştır. 1646 Yılında yasaklamaların kaldırılmasıyla, Osmanlı çiftçisinin gösterdiği ilgi ve özen sonucunda Osmanlı topraklarında başlayan tütün tarımı uygun ekolojik alanlar bularak hızla artış göstermiştir. Tütün dünyasında, yetiştirildiği lokal iklimlere adapte olarak, dünyanın Türk tipi veya oriental-şark tipi tütün olarak tanıdığı küçük yapraklı, aromatik vasıflı ve karakteristik niteliklere haiz bir tütün tipi doğmuştur. Önceleri sadece ithalinden gümrük vergisi alınırken, alım ve satımından da vergi alınmaya, iç üretim arttıkça ithalattan sağlanan gümrük gelirlerinde oluşan azalmayı telafi amacıyla tütün üreticilerinden de dekar başına belirli bir vergi alınmaya başlanmıştır.
1854 – 1855 Kırım Savaşından sonra tütünün sigara halinde kullanılmaya başlanılmasına paralel olarak Türk tipi tütün kullanımı da hızla artmıştır. Üretilen tütünler gerek Türk ekicisinin mahareti ve gerekse emsalsiz iklim ve toprak koşullarının uygunluğu nedeni ve çok üstün vasıflı olmaları dolayısıyla, Avrupa yolu ile ithal edilen tütünlerin yerini almıştır. 1861 yılında tütün ithali yasaklanarak 1862 yılında çıkartılan bir nizamname ile Osmanlı’da ilk Tütün Tekeli kurulmuş ve bundan evvelki tüm uygulamalar kaldırılmıştır.
Tütün Tekelinin işletme hakları önceleri belirli paralar karşılığında ihale ile verilirken 1873’ ten sonra bir teşkilat tarafından  yürütülmeye başlanmış, 1879’ da devlet borçları karşılığında Galata Bankerlerinden bir gruba devredilmiş, sonra da 1882 yılında Düyun-u Umumiye’ ye devlet borçlarının ödenebilmesi amacıyla 1883 yılından 30 Temmuz 1924 tarihine kadar da çok ortaklı bir batı şirketi olan Reji Şirketine devredilmiştir.
Türk tipi tütün kullanımı 1. Dünya Savaşına kadar diğer tütün tipleri arasındaki liderliğini korumuştur. 1. Dünya Savaşında en büyük Türk tipi tütün üreticisi olan Osmanlı Devletinin savaşa katılması nedeni ile üretiminin azalması, Avrupa pazarının kaybedilmeye başlandığı yıllar olarak bilinmektedir. Bununla beraber II. Dünya Savaşı yıllarında, Türkiye’nin dışarıya tamamen kapanarak tütün ihracı yapmaması, Avrupa’da bulunan binlerce Amerikan askerinin, Amerikan tütünlerinden yapılmış sigaraları Avrupa pazarlarına sürmesi ve savaş nedeniyle tütün ve sigara sıkıntısı çeken Avrupalı tütün içicilerinin Amerikan tütününün lezzetine alışmalarına neden olmuştur.

Yorum Yaz